Dugin'in Gözünden Batı ve Rusya: Bin Yıllık Ontolojik Çatışma
Makaleyi Sesli Dinleyin:
Bugün masamızda öyle bir metin var ki, insanı bildiği en temel kavramlar hakkında bile yeniden düşündürüyor: Rus filozof Alexander Dugin ile yapılmış uzun bir söyleşi. Bu söyleşiyi analiz ederken amacımız basit: Batı nedir? Rusya kendini neden bu tanımın tam karşısında konumlandırıyor? Ve gelenek ile modernite arasındaki büyük mücadelenin felsefi kökeni nerede yatıyor?
Genelde "Batı" dendiğinde aklımıza antik Yunan'dan NATO'ya uzanan kesintisiz bir çizgi gelir. Ama ya hikaye hiç de böyle değilse? Dugin'in argümanı, jeopolitik ve kültürel çatışmaların bin yıllık bir felsefi ayrılığın sonucu olduğunu söylüyor. Bu, sadece Rusya-Batı analizi değil; varlık, gerçeklik ve insan ruhuna dair iki farklı ontolojinin çarpışması.
Batı Kavramı: Modern Bir İcat mı?
Batı medeniyetini Platona, Roma'ya dayandırırız. Ancak Dugin, akademisyen Georgios Varouksakis'in araştırmasına dayanarak çarpıcı bir iddia ortaya atıyor: "Batı" kelimesi, bugünkü anlamıyla 19. yüzyıl Fransa'sında sosyolog Auguste Comte ve çevresinde şekillenen politik-ideolojik bir proje.
- Doğuşu: Kendini ne olduğu ile değil, ne olmadığı ile tanımlayarak doğmuş.
- Temelleri:
- Modernite (ilerleme, bilim, sekülerizm).
- Rusofobi (Rusya karşıtlığı).
Batı, kimliğini oluşturmak için bir "öteki"ye ihtiyaç duyuyordu ve bu rolü Rusya üstlendi. Rusya, Batı'nın olmak istemediği her şeyin sembolü yapıldı. Dahası, Batı kendi modernite öncesi geçmişini –Orta Çağ'ı, geleneksel Hristiyanlığı, hiyerarşiyi– reddederek zaman haline geldi: Modern Zaman. Parolası: Materializm, ateizm ve evrenselcilik.
11. Yüzyıl Kırılması: Farklı Trenler, Farklı Yollar
Bu ayrım bir gecede oluşmadı. Dugin, kökleri 11. yüzyıla, Büyük Skizma'ya (Doğu-Batı Kiliselerinin kopuşu) dayandırıyor. Bu, dini bir ayrılık değil; iki medeniyet yolunun başlangıcı.
Dugin'in akılda kalıcı benzetmesi: "11. yüzyılda aynı istasyonda farklı trenlere bilet aldık."
| Batı Treni (Dışsal Ontoloji) | Rusya Treni (İçsel Ontoloji) |
|---|---|
| Materializm, bireycilik, liberal demokrasi, LGBT hakları, Fukuyama'nın "Tarihin Sonu" | Geleneksel değerler, kutsallık, via antiquae (antik yol) |
Bin yıl sonra bu trenler Ukrayna gibi noktalarda kafa kafaya çarpışıyor.
Ontoloji: Gerçekliğin İki Yüzü
Asıl makas, ontolojide: "Gerçekliğin doğası nedir?"
- İçsel Ontoloji (Rusya/Gelenek): Ruh, tin ve maneviyat önce gelir. Dış dünya, iç dünyanın yansımasıdır. Platon-Aristoteles geleneğini Ortodoks Hristiyanlık korur.
- Dışsal Ontoloji (Batı): Madde ve dış dünya birincildir. Zihin/ruh, maddi süreçlerin yan ürünüdür. Bu yol, bilimsel materializmden yapay zekaya uzanır.
Temel soru: Ruh mu maddeye hükmeder, yoksa madde mi ruha? Dugin'e göre 1000 yıllık çatışma bu kadar basit.
Putin: Talebe Göre Bir Çar
Dugin, Putin'i Batı'nın "tiranı" imajının ötesinde okuyor: Kişisel hırsla değil, Rus halkının kolektif bilincinin tezahürü. "Talebe göre bir çar." Putin, teknik bir figürken halkın geleneksel Rusya arzusuyla dönüştü. Bu, bireyci Batı liderliğinin zıttı.
Halkın Gerçek Yüzü: Unutulmuş Köylüler
Modern ideolojiler (liberalizm, komünizm, milliyetçilik) halkı şehirli insanla tanımlar: Burjuva, proleter, şehirli vatandaş. Ama gerçek halk –toprağa bağlı köylüler– dışlandı. Modernite onları "geri kalmış" gördü, dönüştürdü veya yok etti (örneğin Fransız Devrimi'nde).
Dugin: Modernite "halk adına" konuşurken, halkın ruhunu tasfiye etti.
Popülizm: Köylü Ruhunun Uyanışı
Günümüz popülist hareketler? Ekonomik tepkiler değil; unutulmuş toprağa bağlı halkın direnişi. Küreselci elitlere karşı yerel-geleneksel uyanış.
Çözüm: Muhafazakar Devrim
Dugin nostalji önermiyor; aktif, saldırgan gelenekselcilik: Modernitenin temellerini sarsıp yeni kutsallık kurmak.
- Modernite Denetimi: Moderniteyi reddetmek yerine, içindeki değerli unsurları (fenomenoloji, romantizm, Hegel) kurtar.
- Kilise: Dua yeri değil, manevi savaş karargahı.
Modern teknolojiyi toptan çöpe atmak değil; ruhu ön plana çıkaran bir dönüşüm.
Sonuç: Yapay Zeka, Ruhun Şoku mu?
Bu zihin açıcı yolculukta Batı'nın modernliğini, 11. yüzyıl trenlerini, ontolojik ayrımı, Putin'i ve halkı yeniden keşfettik. Dugin'in sorusuyla bitirelim:
Yapay zeka, modernitenin dışsal ontolojisinin mantıksal sonu mu? Yoksa ruhsuz bu varlık, içsel ontolojimizi hatırlatacak bir şok mu yaratacak?
Üzerine düşünmeye değer. Siz ne dersiniz? Yorumlarda paylaşın!
Teşekkürler, keşif için.
Kaynak: https://alexanderdugin.substack.com/p/alexander-dugin-in-calmversation?utm_source=podcast-email&publication_id=2827487&post_id=179793037&utm_campaign=email-play-on-substack&utm_content=watch_now_button&r=5pqs6t&triedRedirect=true&utm_medium=email
Comments ()